AŞK – SADECE DUYGUSAL DEĞİL!..

ask_ve_beyin_

Aşk. Henüz tam bir tanımı yapılamamış ama yaşamaktan vazgeçemediğimiz. Tarihi bile şekillendirdiğinden bahsedilir. Toplumsal olarak irdelemek zor tabi ama tek tek kişilerin tarihini de değiştirmez mi? Kaç kişinin hayatta alacağı yol kavuşamadığı aşkı yüzünden değişti, kim bilir!

Ama aşk, yoktur. Bu ise, onu yaşayamayacağımız anlamına gelmez. Yani aşk yoktur ama yaşanılabilir. Bugün geldiğim noktada inandığım şey bu evet. Aslında birkaç yıl öncesinde geldiğim nokta o her neyse, bu inanışa sahip olmamın başlangıcı oldu. En azından, aşkın varlığına inanmadığımı birkaç yıl öncesinde farkettim. Neden, nasıl olduğu konusunda tam bir fikrim yok. Sanırım bazı farkındalıklar, edindiğimiz deneyimler sonucu aniden geliyor, aydınlanma gibi bir an…

Peki neden, aşka olan inancımı kaybettim? Bu soruyu kendime hiç sormadım. Kendimi, ona inanmadığımı söylerken buldum. İşte o, aydınlanma gibi bir an dediğim… Sanırım kalıcı olmayan hiçbir şeyi sevemedim (Evet size katılıyorum, yaşam da kalıcı değil). Aşkın geçiciliği de çok incitici bir şeydi bana göre. Neden o denli yoğun heyecanlar duyduğumuz, kavuştuğumuz ya da kavuşamadığımız kişiye olan aşkımız birgün bitiyordu ki? İnsanın kendi karakterinden bile şüphe edebileceği bir şey bu… Aşık oluyorsun, diyelim kavuşuyorsun, hatta evlenip çocuk sahibi oluyorsun ama aşk birgün bitiyor. Eğer şanslıysan sevgiye dönüşüyor; değilsen ya birbirine tahammül ediyorsun ya da yolları ayırıyorsun. İşte tam bu noktada, aşkın süreksizliğinden ziyade dönüşmesi önemli oluyor. Dönüşebiliyorsa birliktelikler, evlilikler devam ediyor; dönüşemiyorsa ayrılıklar veya harala gürele… Tabii çocuk mevzusu da var. Hangisi çocuk için daha elverişli? Sonra toplum… Aşk, birliktelikler, aile, toplum… Tabi burada toplum sadece aşkın bir uzantısı gibi olmasın. Zaten belirtmek istediğim de bu bir nevi: aşk illa ki dönüşecek ya da kendini sıfırlayacak.

Aşk illa ki dönüşecek ya da kendini sıfırlayacak. Bilim insanlarına göre insan bedeni, aşkın getirdiği o yüksek adrenalini yaşam boyu yaşayacak dayanıklılığa sahip değil. Bu dayanıksızlık her yoğun duygu için geçerli. Örneğin uzun süre stres altında kalanların yoğun stresten korunmaları için beynin ön kısmında yer alan frontal lobun inceldiği görülmüş. Bu durum, bir yandan insan sağlığı için gerekli iken bir yandan da frontal lobun işlevinin azalması demek.

Bilim aşkı tanımlamakta yetersiz kalıyor ama açıklama getirebiliyor:

“Aşk aslında tanımlanabilir ama aşkın yaşanma biçimi ne kadar insan varsa o kadardır. Böyle olunca da genelleme yapmanın, tanımlamanın bir anlamı kalmıyor.

İnsan eksik bir varlıktır. Sevgi ihtiyacı ile doğar. Hayatı boyunca bu eksikliği bir başkasının sevgisini kazanarak gidermeye çalışır. Aşk da bu sevgi arama yolunda, hayatı idame ettirebilmemiz ve üremenin devamı için yaşadığımız zihinsel ve biyolojik değişikliktir. Bu değişiklik insanı harekete geçiren şey oluyor; kendisindeki eksikliği bir başkası ile tamamlaması için. İnsanın kendisini ötekinde yerleştirmesi, öteki ile tamamlaması için.

Genlerimizin oynadığı bir oyun gibidir aşk. Bugünkü durumda insanlığın devamı için olması gerekiyor. Fakat gelecekte, üremenin teknolojik olanaklarla gerçekleştirildiği bir durum için, yeni bir aşk anlayışı da olmalıdır…”

Aşk belki tanımlanabilir ama tanımlanması oldukça güç hatta faydasız; bir tarihi olan aynı zamanda günün koşullarına göre de dönüşen bir şey. Belki gelecekte, hayatı idame ettirebilmek için ötekine ihtiyacımız kalmadığında, işte tam da o ihtiyacımız kalmayan öteki ile duygusal anlamda aşk yaşayabiliriz, belki.

Ve evet, yaşamdaki her şey ve yaşam da geçici… Bu durumda, yaşam için de mi yok demeliyiz? Yok dememeliyiz belki ama var hiç dememeliyiz sanki. Henüz ölümü görmedik. Belki öldükten sonra yaşama yaşam denemeyeceğini anlayacağız. Belki yaşam dediğimiz, aslında varacağımız bir yer…

Bilimi önemsemek gerek. Keşfettiği alanların keşfedemediklerindan daha az olduğunu görerek…

Aşkı yaşamak gerek. Süreksizliğini göz önüne alarak ve evrimsel sürecin bir parçası olduğunu görerek…

Korkuyorum büyük laf etmekten. Sanırım hayata bilmiyorum noktasından yaklaşmak gerek.

(Bu yazı, Sevgili Oğuz Bereket’in “sessiz gemi” yazısı üzerine yapılan yorumlaşmalar sonucu doğmuştur.)

Bilimle ilgili açıklamalar için kaynakça: Gündem Özel (CNN Türk Programı) “Aşka ve evliliğe dair, Zihin Beyin İlişkisi, Hayatın Matematiği, Neden aşık oluyoruz”

TH

2 responses to “AŞK – SADECE DUYGUSAL DEĞİL!..

  1. Aşkı yaşamayı çok seven kolayca aşık olan biri olarak en ilgimi çeken konulardan biri bu. Nedenini nasılını çok irdelemek gerekmiyor bence.
    Ortada bir duygu var. Üzülmek, sevinmek,acı çekmek gibi soyut bir kavramdan bahsediyoruz. Her duygu gibi gelip geçici.
    Hayatta herşey gelip geçici diye yok sayamayız . Zaten bize de sormaz kendisii gelmeye karar verirse ve senin hazır olduğun bir anda ki bu en önemlisi kişinin buna hazır bulunuşluğu.
    Etkenler çeşitli. Karakteristik yapımız aile şartlarımız yetişme tarzımız her şekilde etkiler.
    Bir an gelir beyninle miden , ellerinle kalbin yer değiştimiş gibi hissedebileceğin bir adrenalin sarar her yanını. Saplantı hali içinde bulursun kendini ki bence Aşk bir hastalık hali.
    Konu çok uzun ama zevkli olunca insan vazgeçemiyor yazmaya da . Neyse uzatmayayım.
    Sevgili Tutsak ama Hür. Adınız da Aşkın bir hali zaten. Hürsün ama tutsaksın bir aşka düşmüssen eğer. Sevgiyle kalın

    Liked by 1 kişi

    • Yorumunuz için teşekkür ederim. Bilim de öyle söylüyor: aşk bir saplantı hali, hastalık hali… Ne olursa olsun, dediğiniz gibi bütün duygular, zamanı geldiğinde yaşanıyor. Hayatın kendi planı çerçevesinde, bize sormadan… Ben de yaşanması taraftariyim, her şeye rağmen. Yazılarınızı beğenerek takip etmeye devam edeceğim. Sevgiler

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s